
Fallout 76 (PC)
Buy GameFallout Topluluk Başlığı: The MODUS Files
Fallout 76 (PC)
Buy GameEn yeni topluluk başlığımızda Fallout temalı drama podcast'i The MODUS Files'ın yaratıcısı Lawrence ile sohbet ettik. Fallout'un merkezinde renkli topluluğu yatıyor ve The MODUS Files, bu topluluğun içinde gelişen tutkunun ve yaratıcılığın bir örneği. The MODUS Files'ın ardındaki ilhamı ve hikâye anlatımını incelerken bize katılın.
Öncelikle lütfen bize kendinden bahset!
Merhaba Fallout topluluğu! Ben Lawrence McNamara, The MODUS Files'ın yaratıcısı, yazarı, yönetmeni, editörü ve anlatıcısıyım. Fallout 76 dünyasında geçen Fallout temalı bir drama podcast'i ve şu anda üçüncü sezondayız.
Bize The MODUS Files'ın ilham kaynağından ve her şeyin nasıl başladığından bahsedebilir misin?
Fallout'un büyük bir hayranı olarak oyunların hikâyesinin ve geçmişinin yanı sıra genişletilmiş Fallout evreniyle de uzun süre ilgilendim. Anlatılan hikâyeler bana ilham verdi ve Fallout 76 çıktığında hemen o dünyaya adım attım. Keşfedilmeyi bekleyen bir dünya ve kendi hikâyelerimizi yazabileceğimiz boş bir sayfa beni karşıladı.
Bir gün Fallout 76 oynuyordum, C.A.M.P.'ime geri döndüm ve Scorched tarafından saldırıya uğradığını gördüm. Onarım yapmaya hazırlanırken başka bir oyuncunun yoldan geçtiğini gördüm, nazik biriydi ve duvarlarımı onardı.
Bu oyuncu Enclave'in hayranıymış ve karakteri için bir hikâye yazmış. Sonraki haftalarda iyi arkadaş olduk ve oyunu birlikte oynarken The MODUS Files'ın ilk adımları olacak bir şeyler yazmaya başladık.
Birlikte karakterlerimizin hikâyelerini tamamladık. Karakterlerden biri Colonel Valeria Faustina oldu, diğeri de Major Lilith Alistair'ın temelini oluşturdu. Kısa süre sonra hikâyenin genel hatlarını tamamladık ve ben de o ilham kaynağını kullanarak yazmaya başladım.
Önce sadece Fallout 76'daki deneyimlerimizden yola çıkarak yazdığımız bir dizi kısa hikâye ve karşılaşma olarak başladı ama sonra maceralarımızla dolu yüzlerce sayfaya dönüştü. Geribildirim almak için bazı Fallout içerik üreticileriyle iletişime geçtim ve Apocalyptic Aristocracy Discord kanalına davet edildim. Orada CHAD Podcast'ten Ken Vigue ile tanıştım.
Ona yazdıklarımdan bahsettiğimde bana “Hey, neden podcast yapmıyorsun?” dedi.
Benim işim yazarlıktı. Nereden başlayacağımı bile bilmiyordum. Ken bana harika tavsiyeler verdi. Kısa bir süre sonra dizüstü bilgisayarıma oturdum, orijinal metinlerimi çıkardım ve ilk bölümümüzü kaydettik.
Tüm gruplar arasında podcast için neden Enclave üzerinde yoğunlaşmayı tercih ettin?
Enclave, Fallout evreninde hep kötü olarak görülüyordu. Aslında kötüler kötü şeyler yapar ama Enclave'in yaptıkları kötülük amaçlı değildi. Yalnızca davalarına yürekten inanıyorlardı ve doğru şeyi yaptıklarını düşünüyorlardı.
Bu gri bölge sebebiyle The MODUS Files'ı neredeyse her Fallout hayranının “kötüler” olarak tanımlayacağı Enclave'in bakış açısından yazmak istedim. Tamamen açık olan hikâyesi ve dünyasıyla Fallout 76, New Enclave'i inşa etmek için mükemmel bir arka plana sahipti. Böylece kendine has karakterleri olan bir grubumuz oldu.
Ana karakterimiz Valeria Faustina, Vault'ta Enclave ile ilişkili ebeveynleri tarafından eğitildi ve onların izinden gitti. Görev bilinci, onur ve ülke gibi kavramlara eski dünyanın ideallerine uygun bir mercekten bakarak inanıyor. Onun için sonuca giden yolda her şey mübah ve görevini tamamlamak için gereken her şeyi yapmaya hazır.
Lilith Alistair ise Valeria'nın Vault'ta edindiği en yakın ve tek arkadaş ve bir FEV çocuğu. Eski bir West Tek bilim insanı olan babası, onun üzerinde deneyler yaparak Forced Evolutionary Virus'ın potansiyelini keşfetmeyi amaçladı. Bu virüse küçük bir çocukken maruz kalan Lilith, diğer insanlardan daha güçlü, hızlı ve zeki oldu. Ayrıca tam bir psikopata dönüştüğü için Valeria'nın New Enclave'i için mükemmel bir silah haline geldi.
Whitespring, hikâyemizin başlaması için en uygun yerdi. Vault 76'nın bir sakini olduğunuzu, yıllarca Vault'un içinde kaldığınızı, Amerika'nın en iyi ve en zeki kişilerinin burada olduğunun iddia edildiğini, Vault Tec'in Reclamation Day ve ülkenin yeniden eski haline getirilmesinin önemiyle ilgili propagandalarına sürekli maruz kaldığınızı düşünün.
Sonra kendinizi vahşi Appalachia'da buluyorsunuz. Whitespring'e geldiğinizde eski dünyayı anımsatan bir şeyler keşfediyorsunuz. Silah ve teknolojiyle dolu bir sığınak ve onu kontrol eden MODUS isimli, yardımsever bir yapay zekâ.
MODUS'un değerini anlamak için bir dâhi olmak gerekmiyor... Ayrıca desteğinin karşılığında yalnızca kaybedilenlerin geri getirilmesi için ufak bir yardım istiyor. Vault 76'nın eski sakinleri tarafından kurulan New Enclave'in doğuşu, Fallout 76'nın hikâyesini onların bakış açısından anlatmak için çok verimli bir temel oluşturuyor. Sonuca giden yolda her şey mübahtır ve gaddarlık, mevcut görevi tamamlamak için bir araç olarak kullanılabilir.
The MODUS Files'ın hikâyesini ve karakterlerini nasıl geliştiriyorsun? Belirli bir sürecin var mı, bir ekiple çalışıyor musun?
The MODUS Files'ın temelini oluşturan hikâye, basit bir “Mutant Hound'lar neden Scorched Plague'den etkileniyor?” sorusuyla doğdu.
Oyunu oynarken fark etmiştim ve daha önce bir yerlerde FEV'in Super Mutant'ları etkilemediğini okuduğumu hatırladım. Ama durum buysa neden Hound'lar farklı oluyordu?
Sürecimin büyük bir bölümü dizüstü bilgisayarımın karşısına oturup yazmaktan ibaret. Genelde ufacık bir fikirle başlıyorum ve kendimi karakterlerin yerine koyuyorum. Orijinal bölümlerde yazdıklarımın ötesinde bir not almıyorum veya özet çıkarmıyorum. Her senaryo taslağı, yazarken aklıma gelen fikirlerden ve akıştan oluşuyor.
Hayranlarımızla Discord'da veya oyun içinde tanıştıktan sonra ettiğimiz sohbetlerin bazıları yeni hikâyelerin ve karakterlerin doğmasına sebep oldu. Bu sohbetler harika birer ilham kaynağı ve bazıları, birkaç hayranımızın ekibe katılmasıyla sonuçlandı.
Genel olarak çok doğal bir süreç. Hikâyeyi anlatırken yepyeni oyuncu tabanlı karakterler ekleme ve çok sevilen (bazen de nefret edilen) NPC'lere hayat verme imkânı buldum. Bu karakterlerin birbirleriyle yeni ve ilginç şekillerde etkileşime geçmesini sağladım.
The MODUS Files'ın yapımcılığı sırasında sen ve ekibin için en ödüllendirici kısım ne oldu?
Başlangıçta Fallout 76'dan esinlenen sürükleyici ve ilginç olacağını umduğum bir hikâyeyi anlatmak bile beni mutlu ediyordu. Ama sonradan inanılmaz bir ekibin ve son altı yıldır bizi hem iyi hem de kötü günde destekleyen bir topluluğun parçası oldum.
Bazıları birden çok rolde oynayan kırkı aşkın seslendirme sanatçımız, çalışma fırsatı bulduğum en inanılmaz insanlar arasında yer alıyor. Onlar yalnızca ekibimizin bir üyesi değil, The MODUS Files ailesinin bir parçası.
Tek başına içerik üreten biri olmanın yerine toplulukla ve ekiple iletişim kurarak yeni karakterlerden ve olay örgülerinden oluşan zengin bir hikâye oluşturduk. Öyle yerlere geldik ki bunu yalnız başıma asla başaramazdım.
Örneğin Major Stein karakteri hiçbir zaman ana hikâyenin bir parçası değildi ama “Almost Heaven” isimli diğer bir Fallout podcast'inin başrolü AJ Rivera ile tanıştıktan sonra sohbet etmeye başladık ve onun oyun karakterini kendi hikâyemize dahil ettik.
Ayrıca Fallout topluluğunun değerli üyelerini de öykümüze katmayı başardık. Bu sürece Commander Johns olarak bilinen Ray Middlethon, baş belası Lilith'i oynayan eşi Lucy Middlethon, Fallout Five-O'nun kurucu ortakları gizemli Cryptid fotoğrafçısı Antlers ve Commander Sofia Daguerre ve Brad Williams'ı oynayan muhteşem içerik üreticisi Jessica Star ve MODUS'u seslendiren, “Once Upon a Wasteland”in yaratıcısı Brad Williams da dahil oldu.
Hikâyeye kendi yaratıcı dokunuşlarını katarken Fallout 76'nın geçmişine sadık kalmayı nasıl başarıyorsun?
Hikâyemizi ilerletmek için her zaman Fallout 76'nın geçmişini kullandım. Atlas Observatory ve Whitespring gibi konumları, Encryptid ve Scorchbeast Queen Fight gibi oyun içi etkinlikleri hikâyemize dahil etmeyi başardım ama bunları kendi karakterlerimizin bakış açısından anlattım.
Oyuna daha fazla etkinlik, konum ve Wastelanders gibi yeni gruplar eklendikçe hikâye de doğal olarak oyunla birlikte büyüdü ve Foundation ile Crater Raiders da dahil oldu.
Overseer da hikâyemizin önemli bir parçası. Tabii “kötü karakterlerin” bakış açısından yazdığımız için Overseer, grubu ve Ryan Negron tarafından seslendirilen, Day isimli başteğmeni ana karakterlerimizin karşısında hareket ediyor.
Bu zıt roller, hikâyeyi tamamen farklı bir bakış açısıyla anlatmak istediğimizi gösteren bir örnek daha teşkil ediyor. Kimin haklı kimin haksız olduğu şüpheli olduğu için dünyamızı inşa ederken birçok ilginç seçeneğe sahip oluyoruz.
Hikâyemizin temelinde hep Fallout 76 ve Fallout'un geçmişi yatıyor. Hayranlarımızın podcast'imizi dinledikten sonra Fallout 76'da tanıdıkları veya daha iyi anladıkları önemli bir konumu veya etkinliği bizimle paylaşmaları hoşumuza gidiyor.
Bu kadar çok oyuncunun hikâyemizi sevmesinin en büyük sebeplerinden birinin bildikleri ve sevdikleri bir oyuna tamamen yeni bir bakış açısı katmamız olduğunu düşünüyorum.
The MODUS Files'da özellikle gurur duyduğun belirli bir bölüm veya an var mı?
“The Last Days of Appalachia” isimli ilk mini serimizle çok gurur duyuyorum. Oyunda yalnızca Scorched Plague'den sonra yaşananları görebiliyoruz.
Holotape'ler ve notlar beni tatmin etmediği için her grubun son günlerini ve saatlerini ayrıntılı bir şekilde anlatan beş bölümlük bir seri yazdım. Whitespring'e ulaşamayan kayıp bir Enclave devriyesi, kendi yarattığı bir dehşetle karşı karşıya geliyor. Aynı zamanda Brotherhood, Fort Defiance'ta son savaşını veriyor. Sonra imparatorluğunun harabelerinde son kez dolaşan Raider King of Appalachia David Thorpe'un başına gelenleri takip ediyoruz.
Appalachia'nın bir kısmı Ohio'ya kaçabilsin diye Point Pleasant'ta tek başına ayakta kalmaya çalışan, cesur gönüllülerden oluşan Responders grubunun son hikâyesini diğer insanlar için her şeyini veren bu gruba saygımdan yazdım.
Son bölüm Free Staters grubunun son üyesi Abigayle Singh'in son günleriyle ilgiliydi. Ailesinin sığınağında bulunan holotape'ler bu hikâye için bana ilham verdi. Sığınağını son kez terk etti, belki de Appalachia'da kalan son insan olarak... Nereye gidebileceğini ve ne yapabileceğini düşünmek bile beni hep dehşete düşürmüştür.
Ana seride ilk sezon finalimiz “The Battle of the Bog” önemli bir dönüm noktasıydı. Colonel Valeria, Major Lilith ve Major Stein ile birlikte New Enclave'in tüm kuvvetleri, destansı bir savaşta Scorchbeast Queen'e ve Scorched sürülerine karşı savaştı.
Bölüm inanılmaz karmaşıktı ve o güne kadar yaptıklarımızı çok aşan bir ses tasarımı gerektiriyordu.
Son olarak da 2021 yılındaki Cadılar Bayramı bölümümüz “From the Journal of Bethany Miller”, bir seslendirme sanatçısının bir hikâyeyi beklentilerin çok ötesine nasıl taşıyabildiğinin muhteşem bir örneği oldu. VitriolPlays, Appalachia tepelerinde servet arayan ve altınla ilgili dedikoduları kovalayan genç yerleşimci Bethany Miller'ı seslendirdi. Bethany, Ash Heap'teki eski bir madende mahsur kaldı ve çöpçü ekibi de Cult of the Mothman ile karşılaştı.
Bethany Miller, son sözlerinde servet aramak için oraya giden herkese bir uyarı bıraktı. Cult of the Mothman'den uzak durun... ve Mothman dehşeti gerçekmiş.
Kayıt, düzenleme ve ses tasarımı gibi podcast yapımcılığının teknik yönlerini nasıl yönetiyorsun?
Kolay olmuyor. Sesli dramalar, geleneksel podcast'lere kıyasla çok daha karmaşık olabiliyor. On veya daha fazla karakter, birçok sahne ve karmaşık ses tasarımı... İlk başladığımda her şeyin bu kadar karışık bir hale gelebileceğini hiç düşünmemiştim.
İlk birkaç bölümümüz çok basitti ama teknolojiye alıştıkça hikâyenin havasını oluşturmak ve daha fazla karakter eklemek için daha da ileriye gitmeye başladım.
Ses tasarımımızın büyük bir kısmı deney ve araştırma içeriyor. Bir karakterin radyoda konuşuyormuş gibi ses çıkarmasını nasıl sağlayabileceğimi bulduğum anı hiç unutmayacağım. Çok basit bir şeydi ama acemi olduğum için inanılmaz bir şey başarmışım gibi hissettim.
İşin uygulamalı kısmının büyük çoğunluğunu ben üstleniyorum. Pandora Beatrix isimli harika bir içerik editörüm olduğu için şanslıyım, kendisi ana karakterimiz Colonel Valeria Faustina'yı seslendiriyor.
Benim taslaklarımı alıp senaryoya çeviriyor, sonra da senaryoyu seslendirme ekibine dağıtıyoruz. Repliklerin hazırlanmasını bekliyorum, ses efektleri için geçici seslendirmeler de dahil olmak üzere bölümün genel yapısını oluşturuyorum, sonra da kendi anlatımımı kaydediyorum.
Trader Red'i seslendiren Krissi Williams da yapım ekibinin önemli bir üyesi ve casting asistanı olarak görev alıyor. Senaryoların dağıtılmasına yardım ediyor, seslendirme sanatçılarının her bölüm için repliklerini ne zaman teslim ettiğine bakıyor ve internet sitemizi güncelliyor.
Oyundaki özgün ses efektlerini olabildiğince kullanmaya çalışıyorum, gerektiğinde ise diğer efektlerden oluşan çok büyük bir ses kütüphanesiyle boşlukları dolduruyorum. Zaman içinde çok fazla ses örneği topladık. Bir şeyler içme sesi, silah sesi, nükleer patlamalar... Hepsi var.
Uzun bir süreç ve bazı bölümlerimizin neredeyse üç saat sürdüğünü düşünürsek her bölümün hazırlanması 30-40 saat sürebiliyor. Çok vakit alsa da insanların dinleyebileceği yeni bir bölüm çıkarmak her zaman çok tatmin edici bir deneyim oluyor.
The MODUS Files'ın ileride nereye evrileceğini düşünüyorsun? Ufukta yeni projeler var mı?
The MODUS Files'ın son bölümünü yaklaşık beş yıl önce yazdım. Hikâye zamanla gelişmiş olsa da nasıl sona ereceğini kesin olarak biliyordum.
Hiçbir şeyi açık etmek istemiyorum ama başından beri bu hikâyeyi bir atlama noktası olarak kullanmayı ve büyük Fallout evrenine bağlanmanın bir yolu olarak görmeyi amaçladım.
Bu yılın ilerleyen günlerinde en az iki mini seri çıkarmayı planlıyoruz. Bu seriler, hayranların çok sevdiği birkaç karakterin gelecekteki maceralarına ve Çorak Topraklar'daki yolculuklarının devamına odaklanacak.
Ayrıca Fallout evreninin dışına çıkmayı planlıyoruz ve Starfield için özel bir antoloji bölümü üzerinde çalışıyoruz. Bu yeni mini seri acımasız, suçun kol gezdiği, yozlaşmış Neon şehrinde geçecek ve space noir türüne yeni bir yaklaşım olacak. Karakterlerimiz, ahlaki sınırların çok belirsiz olduğu bir ortamda hayatta kalmaya çalışacak. Kötülerin kim olduğunu anlamak bile kolay olmayacak ve bazen yalnızca hayatta kalabilmek bile bir ödülmüş gibi gelecek.
Bunların dışında anlatacak hikâyemizin tükeneceğini hiç sanmıyorum. Aşırı yetenekli, kendini işine adayan seslendirme sanatçılarından oluşan bir ekibim ve inanılmaz bir hayran topluluğum var. Onlardan aldığım ilhamla yoluma devam ediyorum. Sürükleyici öyküler ve destansı maceralar anlatmaya devam edeceğim.
Çok teşekkür ederiz Lawrence! The MODUS Files'a göz atmak veya sosyal medya hesaplarını takip etmek isteyen kişiler seni nerede bulabilir?

X (formerly Twitter): @ModusFiles
BlueSky: @themodusfiles.bsky.social
Instagram: @themodusfilespodcast
Website: https://themodusfiles.com/
Facebook: https://www.facebook.com/themodusfiles